Yıllar Sonra Ayrılık

 Yirmi yılı aşkın evlilikler...

 Mücadelelerle geçen yıllar…

 Geçmişte yaşanan hataların taşınmaz ağırlığı, yorgun iki ruh…

 Üniversiteyi bitirmiş, iş hayatına atılmış veya evlenmiş çocukların güçlü ebeveynleri.

 Birbirleri ile konuşmak istemiyorlar, konuşmak gereksiz hissettiriyor. Anlatmak yorucu, susmak acı. “Yolun sonuna mı geldik” sorusu zihinlerini kurcalıyor.

 Hayattaki görevler bitmiş, tüm taşlar yerlerine oturmuş: Çocuklar sağlıklısıyla büyütülmüş, okutulmuş, hayata kazandırılmış, kayın valide/kayınpederle hesaplar bitmiş, ev ve yazlık alınmış, borçlar bitmiş, emekli olarak geçirilecek dönemdeki aylık gelir ayarlanmış, başka görev kalmamış.

 Rahatlık kapıyı çalınca bilinçaltından acı hortlamış. İşte şimdi aynaya bakmaya gelmiş sıra. “Ben ne âlemdeyim? Hayallerimi oldurabildim mi? İstediğim gibi yaşayamadım mı? Neden? Rahat bir yaşam sürmemiş olmamın sorumlusu kim, eşim mi, ben miyim? Bana neler çektirdi? Neden katlandım? Nelere izin verdim?

 Hayatımda hep huzur istedim. Çok değil, yalnızca eşimi yanımda görmek istedim. Çok değil, yalnızca eşimin yüzünü gülerken görmek istedim. Aydınlık bir gün istedim. İstedim de neden hiç göremedim?

 Yollarımızı ayırırsak rahatlar mıyım? Yıllar sonra ayrılık aydınlığa açılan bir kapı olabilir mi? Bugün neleri değiştirebilirim, hangi kayıplarımı kazanca çevirebilirim? Geriye kalan ve artık bana kalan yaşamımı nasıl iyileştirebilirim?

~

“Nefsin ejderhadır. Öldü sanma, uykuya dalar o. Dertten eline fırsat düşmediği için uyur. Derdin bitince çıkar hemen. Hüner; dertsizken de nefsi uykuda tutmadadır.”

Hz.Mevlana

~

  Belki karamsar bir bakış açısı; ama kayıp ve yas, insan yaşamının bir parçasıdır. Bazı evlilikler için ayrılık gerçekten huzura kavuşmanın bir yolu olabilir. Ancak, yaşamın kayıpları sonrasında insanın yaşadığı tükenmişlik duygusu, yeni bir doğumun habercisi olabilir. Yüzleşme ve kabul süreci, gerçekleşirse gerçek ilişki başlar. Artık eşin ağırlığı ile barışma zamanıdır. Birçok olgun ilişki için olduğu gibi bu dönem de geçici olabilir. Böyle bir dönemle karşı karşıyaysanız, hayatınızın önceliklerini sorgulamanız, kendinizi nasıl bir yaşamda daha iyi hissedebileceğiniz sorusunu cevaplamanız gerek. Bu güne kadarki yaşamın zorluklarını göğüsleme sorumluluğunu aldıysanız, huzurunuzun sorumluluğunu da kendinize biçmelisiniz.

 Boşanma sorusunu cevaplamadan önce, sorunun derinliğini hissedin. Geri dönülmez geçmişinizi mi sordunuz… O gitti. Geçmişin ve yaşamın gidişi ile barışmanız gerek. Evet, “barış” kolay olmadığı için insanların çoğu mutsuz kalmaya devam eder. Siz onlardan olmayın. Bir yolunu bulun.