BİR AİLEYİ NELER YIKAR

Aşırı Denetleme

   Denetleme yapan aile fertlerine sorsanız ailenin uyum ve bütünlük içinde olmasını onlardan çok isteyen yoktur. Tabi ki, hiç kimse kötülük olsun diye baskı yapmaz. Aşırı denetleme genellikle ebeveynlerin çocuklarına karşı ve/veya eşlerden birinin diğerine karşı boğucu derecede denetleyici, aşırı kontrollü davranışlarıdır. Bu denetleme çoğu zaman kişisel hakları kısıtlar, karşı tarafta eli ayağı tutulmuş hissi yaratır, sıkıştırır ve rahatlamasına izin vermez. Rahatlamanın mümkün olmadığı her hangi bir ailede aşırı gerilim yani stres tehdidi vardır. Denetlenen kişi davranışları hatalı olmasa bile bunları paylaşmaktan çekinir, ne yapsa sorgulanıyormuş gibi hisseder. Bu hisler ailede bir süre sonra yalana başvurma, sorumluluklardan kaçma, öfke artışı gibi zincirleme kazalara sebep olur. Çocuklara yapılan denetleme yaş, seviye ve iradesini aşağılamayacak derecede sınırlı olmalıdır ve suçlayıcı derecede olmamalıdır..

Ne istiyoruz?

  Denetleme yapan aile fertlerine sorsanız ailenin uyum ve bütünlük içinde olmasını onlardan çok isteyen yoktur. Tabi ki, hiç kimse kötülük olsun diye baskı yapmaz. Aşırı denetleme genellikle ebeveynlerin çocuklarına karşı ve/veya eşlerden birinin diğerine karşı boğucu derecede denetleyici, aşırı kontrollü davranışlarıdır. Bu denetleme çoğu zaman kişisel hakları kısıtlar, karşı tarafta eli ayağı tutulmuş hissi yaratır, sıkıştırır ve rahatlamasına izin vermez. Rahatlamanın mümkün olmadığı her hangi bir ailede aşırı gerilim yani stres tehdidi vardır. Denetlenen kişi davranışları hatalı olmasa bile bunları paylaşmaktan çekinir, ne yapsa sorgulanıyormuş gibi hisseder. Bu hisler ailede bir süre sonra yalana başvurma, sorumluluklardan kaçma, öfke artışı gibi zincirleme kazalara sebep olur. Çocuklara yapılan denetleme yaş, seviye ve iradesini aşağılamayacak derecede sınırlı olmalıdır ve suçlayıcı derecede olmamalıdır.

Suçlama ve Yargılama

  Evlilikte, ailede ve bütün insan ilişkilerinde ( ebeveyn- çocuk, arkadaş, akraba, çalışan- müdür ve diğer tüm) suçlama, iletişimi bıçak gibi kesen bir özelliğe sahiptir. Asla uzlaşmaya davet etmez. Suçlanan kişiyi savunmaya yapmaya sürükler. Böylece A kişisi suçlamaya giderken B kişisi konudan mümkün olduğunca uzaklaşacaktır. Böyle bir durumda ortada çözülmesi gereken mesele yine mesele olarak kalır. Bazen suçlama iki taraflı alışveriş halinde yapılır: kazan – kaybet ilişkisine döner. Birikmiş geçmiş yine burada rol oynar:

…Sen de az tembellik etmedin. Hatırlarsan geçen akşam her şeyi bana bırakıp yatmaya gittin…

…Ya hep ben mi sorumsuzum yani, sen de geçen gün telefonunu evde unutmuştun.

…Ben gerginim ama sen de beni kızdırmak için hata yapmaya devam ediyorsun. Daha ne kadar aynı hataları yapacaksın…

…eskisi gibi huzurlu değilim evet; ama beni böyle yapan sensin!!

Güven duymama/ Güven vermeme

  Güven insanın en ilkel ve temel ihtiyaçlarından birisidir. Bir evde, ailede, yuvada güven hissetmiyorsanız ileride aile üyeleri arasında büyük problemler baş gösterebilir. Aile üyeleri birbirlerine güven vermeli ve güvenebilmelidirler. Geçmiş yaşantılarla ilgili bir kırılma söz konusu ise konu gündeme getirilerek anlaşılmalı ve halledilmelidir. Halledilemiyorsa, affedilebilmelidir. Bu aşamalar aile üyeleri üzerinde genellikle baskı yarattığı için zor atlatılır. Bu sebeple genellikle uzman yardımı ile yol alınır. Merkezimizde birçok çift geçmişe ait meseleleri kontrollü bir iletişimi öğrenerek gündeme getirmiş ve sağlıklı bir şekilde geçmişe bırakmıştır. Böylece güven yaprakları yeniden filizlenir ve aile üyeleri birbirine daha ılımlı yaklaşırlar.

İletişim bozukluğu

  İletişimin kopuk, olumsuz, yoksun, zayıf oluşu. İletişim yalnızca sözle söylenenler değildir. Bakış, oturuş, dokunma, gülümseme, kaş çatma, kapıyı çarpma, bağırma, bakmadan dinleme de iletişim yollarıdır. Düşünün, bunlardan ne çok var yaşanan bir günün içerisinde. Her biri karşı tarafa bir mesaj iletir. Duygu, düşünce ve davranışlarımızın annemize, eşimize, yavrumuza yanlış gitmesi veya olumsuz gitmesi o kişi ile aramızda olan bağları sarsar. İletişimi doğru, yerinde ve olumlu kullanabilmeliyiz.

Davranışlara ve Sonuca bakma:

Sınava az çalışıyorsun, az puan alıyorsun.

Çok sakarsın, eline aldığını kırıyorsun.

Ne yaptın..

Gömlekler ütülenmemiş.

Geç geldin.

  Bu cümlelerin hepsi davranışlardan bahsederler ve sonuca bakarlar. Oysa bir insanın istekleri, duyguları ve bir işi yaparkenki süreç önemlidir. İş hayatı veya okul, yaptıklarımız ve ortaya çıkardığımız sonuçla ilgileniyor olabilirler. Fakat insan duygularına önem verildiği sürece kendini değerli hisseder. Kişiye değerli olduğu duygusunu annesi, babası, kardeşi, eşi hissettirmezse bunu başka nerede hissedebilir.

Geçmiş Yaşantılar ve Genelleme

  Ailenizdeki yakınlarınızla geçmişte yaşanan tatsızlıklar geçmişte bırakılmamışsa yaşanan her güne ve yarın yaşanacak her güne kolaylıkla taşınır. Her hangi bir hata, yanlış o an olduğu sınırları ile tartışılmazsa, geçmişteki birikimlerle birleşirse sorun olduğundan daha büyük görünür. Bu büyüklükteki bir sorunun altından kalkılması, çözümlenmesi zorlaşır. Geçmiş değiştirilemez, bu gerçeği kabul edin. Şimdiki sorunları da çözüme ulaştırmadan biriktirmeyin.

Ebeveynlere ve Yorumlarına Bağlı Kalma

  Kayınvalide sorunları ülkemizde değişen tüm koşullara rağmen yıllar öncesinden günümüze kadar gündemini koruyan sorunların başında gelir. Bu sorun bazen erkek eş annesi ile eşi arasında sınırı koruyamadığında, bazen kadın eş annesinin eşi hakkındaki olumsuz yorumlarından etkilendiğinde, bazen ise ebeveynlerin baskın karakteristik özellikleri sebepleri ile karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde aile yapılarının değiştiği; ancak geçmiş aile içi hiyerarşik stratejilerin yaşatılması ile bırakma arasında gidip gelindiği gözlemleniyor. Bu durum hem aile içinde hem aileler arasında büyük çatışmalar meydana getirebilir.

Çevreye Gösteriş

  Türk kültürü hızlanan değişimi ve batılaşmasıyla birlikte toplulukçu bir kültür temeline dayanır. Çoğu aile kendini başına gelen iyi ve kötü şeylerden topluma bir açıklama borçlu sayar.

Nereyi kazandı kızın?

Kaç yaşında konuştu?

Kiminle evlendi? Kocası ne iş yapar?

Kocan işsiz mi?

Annenlerle mi kalıyorsunuz?

Kızın nerede kalıyor?

  Gibi soruların cevapları iyi ya da kötü olsun bir şekilde tepkiyle sonuçlanır. Bu tepkiler ailenin tutumlarını etkiler. Toplulukçu bir kültürde bu tepiler toplum bireylerinin sınırlarını aşmaması görevini üstlenirler. Oysa bizim gibi değişim hızında olan bir ülkede aile için yıpratıcı da olabilirler. Bu tepkilerden dolayı aşırı endişeye kapılırsak her şeyi etraf iyi duysun, iyi bilsin diye yapmaya ve ailemize yaptırmaya başlarız. Bu konudan en çok ailenin yeni nesil fertleri yani çocuklar ve gençler kötü etkilenir. Toplum değerlerini korumakla birlikte kendi seçimlerimiz ve ailemizin seçimlerine fırsat vermeliyiz. Bunların yanı sıra sağlıksız ailede sık yaşanan uzun süreli küskünlükler, kırgınlıklar, çatışmalar, yoğun öfke, şiddet, yalan, aldatma, kaçma, fiziksel veya duygusal tacizler yaşanmaktadır.