Anlamsız Kaygılar

Kaygının, insan bünyesindeki varlığı anlamlıdır. Kaygı, insanın gelecekte ortaya çıkabilecek tehlikeli durumlara karşı tedbir almasını sağlar. Yeterli ölçüde kaygı, stres ve korkular yaşamın devamlılığı için gereklidir. Örneğin, bir akşam saati evimde rahatça oturuyor iken, burnuma keskin bir is kokusu geliyorsa, sıcaklık arttıysa, apartman boşluğundan gürültüler geliyorsa ilk yapacağım şey, bir yangın ihtimalini düşünüp kaçışa hazırlanmak olur. Bu kaygı, beni hayatta tutan sağlıklı ve de gerekli bir kaygıdır.

Bununla birlikte, bazı insanlar neden olmaksızın her an kaygı yaşarlar. Bu kişiler için kaygının ve korkunun ölçüsü aşırıya kaçar. Kimileri özellikle bazı durumlar için aşırı kaygı yaşarlar. Anlamsız kaygı yaşayan insanların zihnini dolduran cümleler birbirinden farklıdır:

  • - Devamlı kötü bir şey olacak hissi (Olay, kaza, kötü deneyim).
  • - Yakın veya uzak çevredeki insanların kişiyi yanlış anlayacağı korkusu.
  • - “Biri benim hatam olduğunu düşünecek.” (Hata yapma kaygısı)
  • - “Bana kırılırlar, onları üzerim, kimseyi üzmek istemem.”
  • - “Çocuklarıma bir şey olacak.”
  • - “Ya eşim aniden ölürse, ya annem veya babam ölürse.”
  • - “Bana bir şey olacak, ciddi bir hastalığım mı var?”
  • - “Aman kimse hastalanmasın.”
  • - “Kediye, köpeğe, mikroba bulaşmayalım, ölümcül hastalıklara yakalanırız.”
  • - “Ben çirkinim, bugün güzel olamadım. Bugün insanlar beni çirkin bulacak, beğenilmiyorum.”

 Kaygı, hayatımızın keyifle yaşanan anlarına da sıçradığında çekilmez hale gelebilir. Yoğun huzursuzluk hali insan ilişkilerini de etkiler. Çevremizdeki insanlar bizimle birlikte huzursuzluk yaşarlar. Bizi memnun görememekten şikâyet etmeye başlarlar ve kontrolü ele almamızı isterler.

Ne yapmalıyım?

 Ruhunuzun her yerini huzursuzluk sardığında onlardan kurtulmanız gerektiğini kabul etmeniz gerekiyor. Uzun zamandır huzurun ve rahatlamanın tadını çıkaramadıysanız, ilk hedefiniz sessiz bir zihin halini yakalamak olmalı. Huzura ulaşmak için yıllarınızı ya da aylarınızı harcamanız gerekmiyor. Kişiliğinizi de değiştirmeniz gerekmez. Zihninizi sadeleştirebileceğiniz birkaç yöntem keşfetmeniz yeterli olabilir. Etrafınız yapılacak yığınla görev ile sarılı ise bunlardan uzaklaşmaya çalışın. En azından günün küçük bir bölümünü kendinizle baş başa kaldığınız, zihninizden geçenlerin sesini duyabileceğiniz bir ana ayırın. Bu an için imkânları zorlayın. İş yerine girmeden önce on dakika parkta yalnız oturmak, eve gelmeden önce açık havada bir yerde duraklamak bu ana örnektir. Aile içindeyseniz herkes yattıktan sonra veya sabahın erken saati balkona çıkmak da sessizliği yakalamak için fırsat olabilir. Bu an içinde yapmanız gereken zihninizden geçen düşünceleri suya bırakıyormuş gibi akışına bırakmak, onlara odaklanmamak, düşünceler yerine sessizliğe odaklanmak olmalıdır. Birkaç hayal kurma çalışması zihni sessizleştirebilir.

Bilinçli Hayal

 Düşüncelerinizi denizdeki dalgalarmış gibi hayal edin. Her biri oluşuyor ve kayboluyor. Köpüklere dönüşüyor. Sonra tekrar suya karışıyorlar. Hayalinizde hafif dalgalı bir deniz canlandırın. Bunun gibi doğa içinde güvenli bir ev, kumsal, gökyüzü, orman, bir dağın tepesi hayal edilebilir. Veya içinde bulunmaktan keyif alacağınız herhangi bir mekân canlandırması yapın. Zihninizin konuşmalarını arttığı zaman hayalinize odaklanmayı bilinçli olarak seçin. Bu egzersizi her gün tekrarlayın.

Bilinçli Hayal

Açık havada iseniz derin nefesler alın. Nefesinizi derince alın, verirken yavaşça, uzatarak verin. 1,2,3 sayarak aldığınız nefesi 1,2,3,4,5,6 sayarak vermeye çalışın. Ardından nefesinizi dengeleyin ve derin nefes alıştırmasını tekrar edin.

Şu an ve Burada olmak

“Şu an ve burada” kavramı psikoterapi çalışmalarında etkili olmuş bir yaklaşım adıdır. Varoluşçu, Gestalt ve Bilişsel Davranışçı terapilerde bu yaklaşım sıklıkla kullanılır. Kişinin içinde yaşadığı an, düşündükleri, duyguları ve tepkileri ele alınmaya çalışılır. Siz de mekan ve zaman olarak düşüncelerinizi şuana getirmeye çalışın.

Kendiniz Yapın

Aşağıdaki sorulara verdiğiniz yanıtlar sizi ana odaklayabilir.

  • - Şu an neredeyim?
  • - İçinde bulunduğum mekanda neler var ( nesneleri tasvir edin) ?
  • - Hangi iklim dönemindeyim?
  • - Günün hangi saatindeyim?
  • - Kiminleyim?
  • - Ne hissetmekteyim?
  • - Neler düşünüyorum? Zihnim neler ile meşgul?
  • - Ne yapıyorum?

Birkaç saniyeliğine de olsa, şimdi ve burada kalın. Zihninizden geçen seslerin, diyalogların, yorumların akıp gitmesine izin verin. Onları tutmaya veya durdurmaya çalışmayın. İçinizde hissettiğiniz duyguların onlarla olan ilişkisini unutun. Hislerinizi düşünceleriniz/yorumlar veya olaylarla ilişkilendirmeyin. Bedeninizde yanıp sönen renkli ışıklar gibi duygularınızı bağımsız olarak ele alın. Onlara tutunmayın ve içinizde tutmaya çalışmayın. Böylece her duygunuz gibi, kaygı duygusunun da yoğunlaşmasını ve azalmasını gözlemleyin. Gün içinde birçok kez, düşüncelerinizi yalnızca yaptığınız işin üzerine odaklamaya çalışarak alıştırmalar yapın.

Kaygı, korkuya dönüşüyorsa…

İçinizdeki kurduğunuz senaryolardan kaçmaya çalışmayın. Onları olmuş gibi hayal edin. Hastalanmışsınız veya ölmüşsünüz, ya sonra? Peki ya sonra? Sonra ne olur ki? Mümkün olduğunca her aşaması ile zihninizdeki dehşet senaryoyu yaşamaya çalışın. Hayalinizde yaşayın ve hayalinizde atlatın onu. Bir süre sonra korkulacak ve kaçacak hiçbir şey olmadığını anlayacaksınız.

Gevşeme egzersizleri

Ruhsal bir sıkıntıyı bedensel egzersizlerle çözmek nedense insana umut verici gelmez. Oysa bedenimizde çıkan birçok hastalık stres kaynaklıdır. Şöyle ki, beden ve zihin ahenk içinde işler. Bedene verdiğiniz bir çözümü ruhsal yapınız da kullanır. Bu nedenle bedensel olarak çalışacağınız kas gevşeme ve nefes egzersizleri kaygıları azaltmakta çok faydalıdır. Kademeli gevşeme alıştırmasını uygulamasını okumak için tıklayın.

Yoğun kaygı insanın düşmanı gibidir, bireyin kendi kontrolünde olmadığından dolayı ne zaman, nerede ortaya çıkacağı ve bireyin benliğinden neyi yapmasını isteyeceği belli olmaz. Onu sakinleştirmeyi öğrenmelisiniz. Hayatınızı iradenizle yönlendirin.

PsK.Kemale GÜNHAN