Alışveriş Canavarıyım

Belirtiler:

  • - Markalara olan tutkunluk
  • - Renk ve çeşitlere doyamama
  • - Pahalı olan ürünlerin “en iyisi” olduğuna inanma
  • - Günlük yaşam sürecinde genel bir gerginlik
  • - Kendini beğenme ile beğenmeme arasında gidip gelen hisler
  • - “Ben de iyi bir yaşamı hak ediyorum”a benzer düşünce yanılsamaları

Doymuyor musunuz? Yalnız değilsiniz, tüm insanların doğasında doyumsuzluk vardır; nefsini kontrol etmeyi öğrenmedikçe…

  Kandırıldınız! Reklamlar size “o ürünü” alırsanız daha mutlu olacağınızı söyledi. O ürün ile yüzünüz daha pürüzsüz olacaktı, kendinizi daha iyi hissedecektiniz, daha güzel, belki daha huzurlu. O ürün, arkadaş çevrenizde daha çok sevilmenize yardım edecekti, aileniz içinde birlik ve beraberliği sağlayacaktı, borçlar son bulacaktı, anneniz – babanız size sonunda hak verecekti.

 Olmadı, yine olmadı. Bir şeyi eksik aldığınızı mı düşünüyorsunuz? Belki bu sefer seçeceğiniz yeni bir üründe şansınızı denersiniz. Belki bir yenisi kurtaracak sizi. Belki araba değildir, evdir almanız gereken. Belki ruj veya oje değildir, şu son çıkan yırtık kotlar asıl kimliğinizi ortaya koyacak. Hem siz değişiyorsunuz ya, kostümünüz ruhunuzu yansıtmıyorsa onu da değiştirmelisiniz.

  Nasıl, nasıl mutluluğu bulacaksınız? Kim mutlu ona bakacaksınız. Haa.. Arkadaşlarınızdan şu (Ahmet örneğin), işleri iyi olan. Bir de şu, eşinin onunla ilgilendiği kadın. Ona bir bakmalı, ne giyiyor, ne kadar alışveriş ediyor, hangi spor- eğlence faaliyetlerinde bulunuyorsa belki oralara katılmalı. Allahım, yoksa sizin eşinizde mi hayır yok. Neden, nasıl seçtiniz onu? Onunla değil de bir başkası ile yaşam yolu daha mı akıllıca olurdu? Yoksa işlerinizi mi doğru yönetemiyorsunuz? Nerede hata yaptınız, nerede?

Filmin devamı, çoğalan sorular ile bulanan bir zihin. Kafa karışıklığı ve işin içinden çıkamamanın stresi. Çözüm bulamayacaksınız bu sorulara. Boşuna meşgul etmeyin zihninizi. Geçmişinizi taramayın. Seçimlerinizi sorgulamayın. Kişiliğinizi, davranışlarınızı eşeleyip değiştirmeye çalışmayın. Mutsuzluğunuzun kaynağı bunlar değil.

Şu cümleye bir dikkatinizi verin: Mutlu olmak için ne yapmalıyım?

Cevap: Hiçbir şey…

Mutlu olmak için bir şey yapmanıza gerek yok. Bir şey almanıza da gerek yok. Çünkü mutlu olmanıza gerek yok. Kim dayattı bu gerekliliği size? Nasıl da inandınız yaşamın “mutluluk” ile anlamlı olduğuna. Sosyal çevreniz, sizin hakkınızda “olumlu şeyler” düşünmezse bu hayatı boşuna mı yaşamış olacaksınız? Gerçek amacınız ne, bir düşünün. Bu hayatta var olmak için vitrinlerin sunduklarına ihtiyacınız yok. Asında bir ihtiyacınız yok. Var mı? Bir düşünün…

Psikoloji dilinde açıklayayım; “Yaşam değerleri sisteminizde bilişsel çarpıtmalarınız var”. Benzer bir dille; “Serbest piyasa ekonomisi, çekirdek inançlarınızla oynamış”. İnandığınız masallardan uyanma zamanı. Vitrinleri seyrederken veya son çıkan akıllı telefon modeline aklınız gittiğinde bir sinyal, hatırlayın: Sindirella, o kristal ayakkabıları edinmeden önce de bir hayatı vardı.

PsK.Kemale GÜNHAN