ALDATMA

ALDATMA / ALDATILMA

   Aldatma konusu çok canımızı yakar. Her şeyden önce bir beraberlik ilişkisinde iz bırakan yaralardan biridir. Aldatılan kişinin kimliğine, varlığına ve rollerine karşı yapılmış bir hakaret olarak algılanır. Birey kendisinin yerine başkasının tercih edildiği fikri ile başarısızlığa uğramış, yenilmiş, ikinci plana bırakılmış hissedebilir. Aldatılan kişide yetersizlik duygusu uyandırır. Aldatma önce bireyin içinde başlar ve her zaman cinsellik içermez. Duygusal veya düşünsel olarak da aldatma gerçekleşir.

• Bunu bana nasıl yapar?.

• Senden beklemiyordum! (Herkes yapar ama o yapmaz diyordum).

• Erkek değiller mi hepsi aynı… Kadın milletine güven olmaz!!.

• Nankörlük ettin.

• Neden? Neden ben?.

    Bu soruların cevaplarını hiç düşündünüz mü? Bunlar soru değiller, hissedilen kötü duyguya karşı verilen tepkiler. İçimizdeki öfkeyi çıkarmanın sözel bir yolu yani.. Peki, kim suçlu? Hangi taraf haklı? Ne oldu da ilişki böyle sonuçlandı?

   Nedeni her zaman, her ilişkide tek bir duruma bağlamak doğru olmasa da aldatmanın genel nedenleri şöyle sıralanabilir:

• İlişkide yaşanan iletişim sorunları.

• Belirsizliğe veya yasak olana duyulan merak.

• Duygusal incitme, yalnız bırakılma

• Eşi cezalandırma.

• Egoyu yüceltme yolu arama (ben istenen biriyim, beni senden başka beğenen de var.v.b).

• İlişkide cinsel sorunlar yaşanması.

• Yaşamın diğer alanlarında yaşanan sorunlardan kaçma isteği (sosyal ilişkilerdeki başarısızlık, iş stresi, aile baskısı).

• Bağlılık korkusu / Yakınlık korkusu (eşine bağlanmaktan kaçma).

    İlişkinin bir döneminde çiftlerden biri sürekli suçlanıyorsa, aşağılanıyorsa, sıkıştırılıyorsa veya sözel/ fiziksel şiddete maruz kalmışsa partnerine karşı soğumaya ve ondan uzaklaşmaya başlar. Bu dönemin uzun sürmesi halinde sorundan kaçış veya partnerini cezalandırma amacıyla, aldatma bir sonuç olarak karşımıza çıkabilir. Ülkemizin geleneksel insanlarının çoğu aldatmanın erkeğin cinsel dürtülerini kontrol edememesine bağlar. Anatomik – genetik özelliklerimizden dolayı çok eşliliğe erkeğin kadından daha yatkın oluşu doğrudur; fakat bu gerçek, insanın kendini kontrol edemediği anlamına gelmez. Ruhsal veya fiziksel bir rahatsızlığın olması haricinde cinsel dürtüler kontrol edilebilirdir. Çağdaş insan, fiziksel davranışlarını düşünceleri ile şekillendirir. Bir diğer yanlış bilinen bilgi de sadece erkeklerin veya çoğunlukta erkeklerin aldattığıdır. Kadınlar da mutsuz bir ilişkiye tepki veya sığınma amacıyla aldatabilir; fakat kadın duygusal veya düşünsel olarak gerçekleştirmede daha çok karşımıza çıkar. Bunun nedeni toplumsal yapının, kadının bu yanlışı yapmasına izin vermemesidir ( örneğin çevrenin tepkisini toplar, eleştirilir).

Aldatan eş kendini nasıl hisseder?

    Verdiği ilişkisini yaralayıcı bir davranışta bulunan eş kendisini bir yandan tatmin ederken diğer yandan suçluluk hissedebilir. Ne var ki her zaman ne hissetmesi, gerektiğini bilmez. Bazen sadece yaşanır ve geride bırakılır. Çözüm çiftin ilişkisindeki eksik noktayı bulup bunu onarmaya çalışmasıdır. Nedenlerini kendi dünyalarını inceleyerek bulmaları ve birbirlerine ne hissettirmeye çabaladıkları, kimin kimi nasıl incitmeye çalıştığını bilmeyi amaç edinmeliler. Evlilik ve çift danışmanlığı çiftlere bu konuda destek verir.