Acı: Yaşamımızdaki Besin

  Acı, yaşam yolculuğumuzun kaçınılmaz bir parçasıdır. İnsanın, yaşamının ilk günlerinde ne kadar çok ağladığını gözlemleyin. Açlık insana acı verir, bedendeki küçük bir rahatsızlık, örneğin gaz sancısı acı verir, etrafında güvenebileceği yakınının olmayışı, örneğin annenin yokluğu acı verir. Çocukluk yıllarında sık sık düşmek acı verir, sıcak bir şeye dokunmak yine acı verir. Bunu gören yetişkinler “Geçti, geçti” diyerek, canı yanan çocuk için durumu normalleştirirler. Çocuklar bir süre sonra acıya doğru koşar olurlar.

  Büyüdükçe yetersizlik duygusu insana acı verir, engellenmişlik duygusu acı verir. Hayallerin gerçekleşmemesi insana acı verir. İhtiyaçlara veya isteklere ulaşamamak acı verir. Böylece acı, insan bünyesinde hırsa dönüşür. Özgürlük ihtiyacına dönüşür. Benliğin derinliklerinde var olmaya duyulan özleme dönüşür.

  Acı, aslında biz farkında olmadan kişiliğimizi inşa eder. İlk on yıllık yaşam sürecinde acıdan kaçınmayı öğrenmeye başlarız. Her birimiz acıdan korunmak için çeşitli davranışlar geliştiririz. Bu davranış kalıplarının bazıları acı çekmemek için bir önlem, bazıları acı çekmeye karşı bir çeşit tepkidir. Kimi insan yoğun hayal kırıklıkları karşısında katılaşır, duygularını derinlere gömmeyi öğrenir. Kimi insan sevecen ve hoşgörülü olur, kimsenin onu üzmemesi için çevresindeki insanların duygularına karşı duyarlı olmayı seçer. Tabi ki, hangi davranış şeklini benimseyeceğimiz aile bireylerimizin kişilik özelliklerine ve genlerimize göre şekillenmektedir. Yaşam o kadar zengindir ki, karşımıza çıkan her canlı ve her olay kişiliğimize yön verir.

  Acı, yönlendiricidir. Nadir olarak, mutluluktan coştuğumuz zaman hayatımıza yön verecek yeni veya ciddi kararlar alırız. Birçoğumuz yaşamını daha mutlu olması yönünde tasarlarken aslında ailesinde yaşadığı zor şartların tekrarlamaması üzerine planlar yapar. Freud, insanların yaşamlarındaki seçimlerinin, istedikleri şeye yönelmekten ziyade istemedikleri şeyden uzaklaşma yönünde olduğunu iddia etmiştir. Çocuğun sobaya el sürmesindeki deneyimi gibi, yoksulluğun ne kadar acı verdiğini bilmeyen biri, ondan korkamaz.

Acı, öğreticidir. Gözden geçirmeye cesaret edecek olursak, yaşamımızdaki acı dönemlerimizin bize önemli bir şey anlattığını duyabiliriz. Gelecekteki seçimlerimizi doğru yapmamız için bilgi vericidir.

  Neden bugün ondan o kadar korkuyoruz ki? Neden ağlayan bir yakınımızı görünce, “ağlama, toparlan” diyoruz? Neden hata yapma ihtimali olan bir gence “sonra çok yanarsın, yapma” diyoruz? Neden kendi acılarımızı kabul etmek, yaşamak yerine saklıyoruz, bastırıyoruz, geçiştiriyoruz? Neden geçmiş acılarımızı öfkeyle anlatıyoruz? Bir kucak açsak acıyı yaşayan kişiye… O olgunlaşır, benliğimiz olgunlaşır. Yaralar iyileşir. Yaşam iyileşir.

  Acınızı kovmayın, içinize giren hava gibi, yemek gibi besinini alın; gereksiz kısmını atın. Olayları geride bırakın, size getirdiği hediyeyi alın.

PsK.Kemale GÜNHAN